SİNEMA KÜTÜPHANESİ
  AGORA KİTAPLIĞI (38)
  AKİS KİTAP (1)
  ALAN YAYINCILIK
  ALFA KİTAP (4)
  ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI (9)
  BAĞLAM YAYINCILIK (12)
  BETA KİTAP (5)
  BİLEŞİM YAYINEVİ (3)
  BİLGİ YAYINEVİ (14)
  BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ (9)
  BOYUT YAYINLARI
  CAN YAYINLARI
  ES YAYINLARI (62)
  HAYALBAZ KİTAP (4)
  => Senaryo Yazımı - Sinema ve Televizyon İçin
  => Sinema ve Televizyonda Anlatım Teknikleri ve Dramaturji
  => Sinemada Anlam Yaratma
  => Sinemada Kurgu ve Eisenstein
  HOMER KİTABEVİ
  KABALCI YAYINEVİ
  KAKNÜS YAYINEVİ (1)
  KAPI YAYINLARI (3)
  REMZİ KİTABEVİ (12)
www.sinemakutuphanesi.com www.sinekutu.com
Senaryo Yazımı - Sinema ve Televizyon İçin
                                                   
SENARYO YAZIMI
SİNEMA ve TELEVİZYON İÇİN

Yazar: WILLIAM MILLER

Çeviren: Yılmaz Büyükerşen, Nesrin Esen,
Yalçın Demir

Sayfa sayısı: 288

Ebatlar: 15 cm 
x  23 cm
 
 






  Senaryo yazmak isteyenlerin sorduğu ilk soru: “Nasıl yazılır?"
 
  Her şey bir senaryoyu başlatabilir. Başlama atışını duyan beyin harekete geçer, sahnelerden repliklere, düşsel yüzlerden, ürkütücü imajlara sıçrayarak ilerlemeye koyulur. “Sinopsis”, “Film Öyküsü” “Tretman” gibi tuhaf isimleri olan istasyonlar arasında, benzersiz bir serüvene doğru sarsılarak ilerler. Ama öncelik hep hikâyededir. Çünkü filmler hikâyeler üzerine inşa edilir. Sağlam bir hikâye ise -tüm sinema tarihinin de gösterdiği gibi- az bulunur bir nesnedir, çünkü benzersizdir...
 
  Hangi yöntemle yazılırsa yazılsın, neye hizmet ederse etsin, sonuç olarak senaryonun bir takım özellikler taşıması gerekir. Şu soru oldukça önemlidir: Hikâyenin bir proje olarak değeri nedir?
 
  Etkilendiğiniz herhangi bir şeyden hareketle senaryo yazmak şiirsel bir süreçtir, proje kavramını temel almak ise, mimari tasarımlara benzer. Kuskusuz yaratıcı bir iştir ancak yapılacak binanın öncelikle kimi ilkel gereksinimlere cevap vermesi gerekir: Dünyanın en güzel hikâyesini yazmış olabilirsiniz, bir proje olarak değeri yok ise filmin yapılabilmesi için para bulunamaz. Hadi para bulundu film yapıldı diyelim, seyirci gelmez. Endüstri denen masal devi seyirci getiremeyen projelerden hiç hazzetmez. Seyirci dünyanın en güzel köşkünde tuvalete gidecek olan kişidir. Onu tek ilgilendiren kendi ihtiyacıdır, sıkıştığında estetik değerler umurunda bile olmaz. Bu yüzden senaristin, yaratma esrikliğini, doğum sancılarını, kendini Tanrı gibi hissetmeyi kenara bırakıp bitirdiği hikâyenin bir proje olarak değerini amansız bir sorgulamadan geçirmesi gerekir:
 
  Bu fikirden bir senaryo olur mu? Nasıl bir film çıkar? O filmi ben izlemek ister miyim? Bu filmi çekmek isteyecek bir yönetmen var mı? Böyle bir filme, hangi nedenle ihtiyaç var? Yapımcı bu senaryoya neden para yatıracak? Seyirci neden bu filme gelecek?
 
  O yüzden bu soruların yanıtlanması zorunludur. Sıradan ve onur kırıcı oldukları açıktır. Üstelik çok da sıkıcıdır. Ancak hayat kurtarırlar. Sinema tarihi aynı zamanda, bu soruları zamanında sormamış ya da doğru karşılıkları bulamamış senaristler mezarlığıdır. Kendileriyle birlikte kimi yönetmen ve yapımcıları da sürüklemiş olmaları neyi değiştirir: Herkes yalnız ölür.

http://www.hayalbazkitap.com/sinema.html
 
   
Reklam  
 
 
Bugün 1 ziyaretçi (77 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=